SAYFA TASARIMINDA SÜRMANŞET UYGULAMASI

Önceki yazıda sayfa tasarımının altın kurallarından söz ederken sayfadaki başlık dağılımının sayfanın üst kısmından alt kısma doğru, “en önemliden daha az önemliye” olacak şekilde sıralanması gerektiği üzerinde durmuştuk. Bu noktada bir soru ile karşılaştık: Ancak kimi gazetelerde ürmanşette, manşetten daha küçük puntolarla ve kimi zaman da çerçeve içinde birden fazla haberin yayımlandığını görüyoruz. Bu uygulama yanlış mıdır?

SAYFA TASARIMININ ALTIN KURALLARI –III

Sayfa tasarımı, her boyutu ile “evrensel doğruları” olan bir eylem değildir. Daha önceki yazılarda da vurgulamaya çalıştığım gibi tasarımda asıl olan da “yaratıcı”, “farklı” ve “kişilikli” olabilmektir. Ancak bunu sağlarken de belirli kabul ve kurallardan hareket etmek gerekir. Bu yazıda genel ve özel ölçütlerden söz ederek, başlık tipleri üzerinde durmak istiyorum.

SAYFA TASARIMININ 'ALTIN' KURALLARI-II

Sayfa tasarımında denge, uyum ve bir örneklilik kurallarına önceki yazımda yer vermiştim. Bu yazıda ise sütunlarla çalışmak ve okunabilirlik üzerinde durmak istiyorum. Sayfa tasarımında sütunlarla çalışmak ne işe yarar? Sayfadaki boşluklar bir anlam içerir mi? Hangi fontlar daha kolay okunur? Hangi fontlar nerede tercih edilir? Bu soruların yanıtlarını vermeye çalışacağım. 

SAYFA TASARIMININ “ALTIN” KURALLARI-I

Sayfa tasarımında nelere dikkat edilir? Bir tasarımı diğerinden üstün kılan özellikler nelerdir? En iyi sayfa tasarımı hangisidir? Geçen yazımda sayfa tasarımının ne anlama geldiğini vurgulamıştım. Bu yazımda ise sayfa tasarımının bazı “altın” kurallarından söz edeceğim. 

SAYFA TASARIMI NEDİR, NEYE YARAR?

Bir gazeteyi diğer gazetelerden ayıran görsel özellikler sayfa tasarımı ile ortaya konur. Gazeteye kişilik veren, onu beğenilir ve çekici kılan, okuyucu ile sözsüz iletişimi sağlayan büyük ölçüde sayfa tasarımıdır. Neyin önemli olduğunu okura ilk elden sunan, hangi haberin daha değerli, hangi fotoğrafın daha anlamlı olduğunu belirten de sayfa tasarımıdır.

HAKEM DEĞERLENDİRMELERİ NE KADAR ADİL?

Son yıllarda; özellikle doçentlik başvuru şartlarının değişmesinden sonra, akademik çalışmalarda “hakem süreci” daha fazla aranır hale geldi. Bu nedenle hakemli dergi sayısında önemli bir artış yaşanırken, bilimsel toplantılarda da hakem heyetleri ön plana çıktı. Ardından, hakem değerlendirmeleri tartışmalara konu oldu. 

NEYİN ÖNEMLİ OLDUĞUNA KARAR VERMEK...

Gazetecinin belki de en zor ve asıl görevi olaylar arasında hangilerinin daha önemli ve hangilerinin daha önemsiz olduğuna karar vermektir. Bu seçim, çoğu zaman gazetecinin objektifliğine de gölge düşürür niteliktedir. Farklı insanlar, farklı konuların önemliliğini savunur. Kamuoyu ise en fazla dört ya da beş konuyu taşıyabilir. Konuların rekabeti açısından süren bu savaş, kamuoyunu   “konu bombardımanına” tutar. İnternet sayesinde kamuoyu eskiye oranla artık daha fazla bombardıman altındadır.

“KURTLAR VADİSİ” YAYINLANSIN MI, YAYINLANMASIN MI?

Kurtlar Vadisi dizisinin bugüne dek tek bir bölümünü izledim. O da bir misafirlikte ve zorunlu olarak. Kurtlar Vadisi Irak filmini de bir uzun yol seyahatinde otobüste izleyebilme fırsatım oldu. Filmin iyi ya da kötü olduğundan, sevdiğimden ya da sevmediğimden değil, kişisel tercihlerim nedeniyle bu tür filmleri izlememe hakkımı kullanıyorum. Ancak son gelinen nokta, beni de üzerinde düşünmeye itti.

YALAN VE MAKSATLI HABERLER NE İŞE YARAR?

Gerçeği yansıtmayan, uydurma haberlere “yalan haber” ya da habercilerin dili ile “asparagas” denilir. Halkın ilgisini çekecek nitelikte masa başında uydurulan bu haberleri “maksatlı” haberlerle karıştırmamak gerekir. Çünkü maksatlı haberler, gerçeği yansıtmamasının yanında “birinin çıkarları için” yapılmış haberlerdir.

HALK NE İSTİYOR, TELEVİZYONCULAR NE BEKLİYOR?

Hani televizyon yapımcılarının kendilerini savunurken sıklıkla kullandıkları bir ifade vardır: “Halk ne istiyorsa, onu yayımlıyoruz”. Hatta en eleştirilen programlar karşısında bile bu savunuyu dile getirirler. “İyi ama halk bu programları izliyor” diye reyting; yani izlenme rakamlarını ortaya koyarlar. Tartışma uzar gider. Kaynayan kazanda ticari televizyoncuların “ucuz maliyet” ve “bol reklâm” isteği pek de su yüzüne çıkmaz.

SANATÇI KİME DENİR, KİME DENİLMEZ?

“Sanatçı kime denir, kime denilmez?” sorusuna uzman yanıtı vermek haddime değil elbette. Ancak “duyarlı bir vatandaş” olarak medyada sıklıkla duyduğumuz “sanatçı” kavramının yerli yerinde kullanılmadığına ilişkin düşünce ve bu konudaki tartışma, beni araştırmaya itti. Bulduğum bazı yanıtları sizlerle paylaşmak istedim.

GAZETE FİYATINI UCUZLATMAK, GAZETECİLİĞİ DE UCUZLATIR MI?

Bir gazetenin promosyon olarak fiyatını düşürmesi, “ürün” olarak gazetenin sunulması anlamına gelir. Bir tutundurma faaliyeti olarak olumlu görülebilecek bu davranış, uzun vadede “haber ve para” ilişkisi bağlamında kimi kaygıları gündeme getirir. Çünkü gazeteciliğin ateş ve barutu haber ve para ilişkisidir. Bu ikisinin yan yana gelmesi, gazetecilik mesleği adına endişe uyandırır.

BİR İNTİHARIN BİLÂNÇOSU…

Bir genel yayın yönetmeni için en acı tecrübeler nelerdir? Yaşanmış olanlardan yalnızca birini aktarmak istiyorum. Birinci sayfaya kocaman attığın intihar haberinin fotoğrafına baka baka bir gencin aynı yöntemle hayatına veda etmesi…

AÇIKLAMA HABERLERİNİN ANATOMİSİ

Haber yazma uygulamalarına ilk başladığım sıralarda hocalarımdan bir haberin nasıl yazılacağına ilişkin benim ihtiyacım olan soruların yanıtlarını tam olarak alamadığımı gördüm. Hangi cümlelerin daha uygun olacağı ve hangi haber yüklemlerinin nerede ve nasıl kullanılacağı sorularını aşmakta zorlandım. Bunun için bulduğum en etkili yol, gazete ve dergilerle yayımlanmış haberlerin “anatomisini çıkarmak” oldu. 

HANGİ HABER AKTARMA YÜKLEMİ, NEREDE KULLANILIR?

Haber yazma uygulamalarına yeni başlayanların karşılaştıkları en büyük güçlüklerden birisi, hangi haber aktarma yüklemini nerede kullanacakları sorusudur. Önce “açıkladı” mı yazmalıyım, yoksa “dedi” mi? “Söyledi” yükleminden sonra hangi yüklemi kullanmalıyım? “Diye konuştu” mu daha doğru, yoksa “diye kaydetti” mi? Hangi yüklemler, hangi yüklemlerden önce ve hangileri sonra gelmeli?

MEDYA VE ŞİDDET KARŞITI KAMPANYALAR

Medyada şiddet konusunu ele aldığım bu üçüncü yazıda, şiddetin önlenmesine yönelik düzenlenen kampanyalardan söz edecek ve medyanın rolünü sorgulamaya çalışacağım. Bu bağlamda, öncelikle yakın zamanda gerçekleştirilen aile içi şiddetin önlenmesi ve kadına yönelik şiddetin önlenmesi gibi kampanyalar hatırlanabilir. 

ÇOCUKLAR TELEVİZYONDAKİ ŞİDDETTEN NASIL KORUNUR?

Önceki yazıda bilimsel araştırmalardan hareketle televizyondaki şiddet gösteriminin şiddet davranışına dönüştüğüne ilişkin önemli veriler üzerinde durmuş ve bu şiddet karşısında kimlerin ne yaptığını sormuştum. Bu yazıda ise Amerika Birleşik Devletleri’nin “uyarı işaretleri” ile ülkemizdeki “akıllı işaretler” uygulamaları üzerinde duracağım. “Çocuklar televizyondaki şiddetten nasıl korunur?” sorusuna bu boyutu ile yanıt vermeye çalışacağım.

MEDYA ŞİDDET DOĞURUR MU?

Okullarda şiddeti önlemeye yönelik olarak son günlerde çeşitli kampanyalar düzenleniyor. Şiddet eylemlerinin yaygınlaşmasının birçok nedeni arasında medyadaki şiddet gösteriminin de önemli bir payı olduğundan söz ediliyor. İletişim biliminde ise medyada şiddet gösteriminin insan davranışı üzerine etkileri konusunda üç farklı hipotez mevcut. Ancak resmi raporlar televizyondaki şiddetin, şiddeti artırdığını söylüyor.

İLETİŞİM ÖĞRENCİSİNİN ALTIN BİLEZİKLERİ

Üniversiteler ve iletişim fakülteleri öğrencilere pek çok alanda altın bilezikler sunar. Bunlar aynı zamanda mezuniyet sonrasında birçok kapıyı açmaya yarayacak altın birer anahtardır. İyi bir Türkçe, yabancı dil, genel kültür ve iletişim bilgisi başlıca anahtarlardır. Bunların yanı sıra uygulamalı derslerin de mutlaka bileğe takılan altın bilezikler olarak parlatılması gereklidir. 

BEDAVASI EN BOL MESLEK!

“Ne olacak bu iletişim fakültelerinin hali?”. Son zamanlarda sık duyduğum sorulardan birisi bu. Uzun açıklamaların ardından soruya verilen yanıtın gelip dayandığı nokta ise “ne olacak bu memleketin hali” sorusuyla aynı. Yine de kimi yönleriyle medya çalışanlarının diğer meslek çalışanlarından farklı kimi yönlerini vurgulamak mümkün. Bunların en dikkat çekeni ise medya çalışanı olmanın “bedavası en bol mesleğin sahibi olmak” anlamına gelmesi…