SAYFA TASARIMININ 'ALTIN' KURALLARI-II

Sayfa tasarımında denge, uyum ve bir örneklilik kurallarına önceki yazımda yer vermiştim. Bu yazıda ise sütunlarla çalışmak ve okunabilirlik üzerinde durmak istiyorum. Sayfa tasarımında sütunlarla çalışmak ne işe yarar? Sayfadaki boşluklar bir anlam içerir mi? Hangi fontlar daha kolay okunur? Hangi fontlar nerede tercih edilir? Bu soruların yanıtlarını vermeye çalışacağım. 
SÜTUNLARLA ÇALIŞMAK

Gazete ve dergi tasarımının ilk basamağını aslında üzerinde çalışılacak “iskeletin” inşası oluşturur. Hangi bilgisayar programı kullanılırsa kullanılsın ilk verilecek karar sayfanın kaç sütun üzerinden çalışılacağıdır. Bu karar ile birlikte sütunlar arasındaki boşlukların ne kadar olması gerektiği de yanıtlanması gereken önemli bir sorudur. Sütun sayısını belirleyen ise genellikle sayfa boyutlarıdır. Günümüzde yaygın gazeteler dokuz sütun, dergiler ise genellikle beş sütun üzerinden çalışılmaktadır. Sütunlar arasındaki boşluklar ise genellikle 0,4 ile 0,6 milimetre arasında değişmektedir.

Bir sayfada nasıl bir tasarım yapılırsa yapılsın, sayfalar arasındaki düzenin ve bir örnekliliğin oturtulabilmesi adına sütunlarla çalışmak büyük bir kolaylık sağlar. Bir buçuk sütunluk özel bir bölüm açılmış ve “sütun tanımları” kaymış olsa bile sayfanın bir şekilde yeniden sütunlara oturtulması gerekir. Her şeyin belirli bir hizada bulunması, tertip ve düzeni açısından bu bir gerekliliktir. Sayfaya bakıldığında dağınık bir görüntü verilmemesi, haber, fotoğraf ve çerçevelerin içerli dışarılı, ilerili gerili durmaması adına sütunlarla çalışmak kolaylık sağlar. Bir tasarımcının kesinlikle sütunlarla çalışmasında büyük yarar vardır. Çünkü hiçbir yazı ve fotoğrafın; bilinçli olarak bir tasarım unsuru olarak konulmadıkça, “sütun tanımlarını” bozmaması beklenir. Bu arada “sütun tanımı” dediğimiz şeyin, kaç sütunla çalışılıyorsa o olduğunu ifade etmemiz gerekir.
Gazetelerde bir yazının üç sütun genişliğinde ya da daha fazla genişlikte olması, “kitap dizgisi” izlenimi uyandırır ve tercih edilen bir durum değildir. Bu nedenle de sütunlarla çalışmak, yazının uzunluğunu görmek adına önemlidir.

Burada altı çizilmesi gereken önemli bir nokta ise boşluk tanımlarıdır. İki sütun arasındaki boşluk ölçüsüne “boşluk tanımı” adı verilmektedir. Gazeteler için bu değer, genellikle sütunlar arasındaki boşluğa eşittir ve 0,4 ile 0,6 milimetre arasında değişmektedir. Sayfa tasarımında var olan tüm görsel unsurların arasında genel olarak böyle bir değerin korunmasına dikkat edilir.

Örneğin alt alta yer alan iki haber arasında bu boşluk bulunmalıdır. Eğer iki haberin arası bir düz çizgi ile ayrılmışsa, boşluğun tam ortasından geçen bu çizginin altında ve üstünde, sağında ve solunda “boşluk tanımı” kadar boşluğun bulunması uygundur.

Başka bir tasarım kaygısı güdülmedikçe, örneğin bir fotoğrafın sağında, solunda, altında ve üstünde “eşit” boşluk olmalıdır. Çerçeve içinde verilen haberlerde de aynı unsura dikkat edilmelidir. Çerçeve içindeki metnin bulunduğu alanın dört köşesinde “boşluk” uygulamasına gidilmelidir ve yayının tamamında aynı ya da “eşit boşluk” kuralı uygulanmalıdır.

Örneğin bir sağ sayfanın soluna tek bir sütun çekilerek sütunun sağından uzun bir çizgi ile bu sütun ikinci sütundan ayrılmışsa, bu çizginin sağında ve solunda yer alan haber metinleri ile arasındaki boşluk eşit olmalıdır. Eğer çizgi soldaki ilk sütunun sağdaki bitiş noktasına yerleştirilmişse; ki yaygın uygulama bu şekildedir, her iki taraftan metinler arasında bırakılacak boşluk iki sütun arasındaki boşluk kadardır. Bu nedenle de ilk sütun biraz daha dar metinlerin yer aldığı bir alan olacaktır.

Kimi zaman ise tek sütun metinlerde bloklu stil uygulamasına gidilmediği durumlarda, soldaki sütun için sola dayalı yazılarda sağda bırakılan boşluğun göreceli olarak biraz daha az olması fazla rahatsızlık yaratmayabilmektedir.

Kişisel olarak ifade edeyim, bence sayfada ayrılan boşluklar en az yazı karakterleri, puntoları ve diğer görsel unsurlar kadar önemlidir. Sayfadaki kişiliğin bir göstergesi olarak boşluklar, benim beğenilerime göre, aynı ölçüde uygulanmalıdır. Nasıl haber metninin puntosu haberden habere değişmiyorsa, haberler ve fotoğraflar arasındaki boşluğun da farklı ve bilinçli bir tasarım kaygısı güdülmedikçe değişmemesi gereklidir.

BAŞLIK DÜZENİ

Manşet haberin sayfanın en büyük puntolarla yazılan haberi olduğunu söylememe gerek yok sanıyorum. Ancak başlık puntolarıyla ilgili birkaç noktanın altını çizebilirim. Başlığı oluşturan unsurların, varsa üst ve alt başlıkların tümünün bir uyum içinde olması gerekir. Alt ve üst başlıklar için ayrılan yerin yüksekliği, başka bir kaygı güdülmedikçe, ana başlığın yüksekliğinin yarısını geçmemelidir. Başlıktan daha uzun bir alanda başlığın dengesini bozacak bir şekilde sayfa spotlarına yer verilmelidir. Alt ve üst başlıklar normal stilde yazılmalıdır. Ana başlıktan farklı bir font kullanılması da dikkat edilecek unsurlar arasındadır.

Başlık düzeni ile ilgili olarak gazetelerde en sık gördüğüm bazı beğenmediğim uygulamaları ifade edeyim. Örneğin dört ya da beş sütunluk tek satır bir başlığın altına, aynı genişlikte ve başlığın yüksekliğinin iki katına ulaşan uzunlukta ve neredeyse beş altı satıra yakın sayfa spotu yazılabilmektedir. Bu bence iyi bir uygulama değildir, çünkü başlığın anlamı ve ağırlığı öldürülmektedir. Bunun yerine tek satır başlık, iki satır ve başlığın yüksekliğinin yarısını geçmeyecek şekilde sayfa spotu daha estetiktir. Sayfa doldurmak için bu tür bir uygulamaya gitmek yerine iki satır başlık yapmak daha akıllıca bir yöntemdir. Dolayısıyla başlıkları ve spotları belirli ağırlıklara sahip unsurlara olarak gördüğümüzde sayfadaki dengenin sağlanması ve ahengin bozulmaması adına bu unsurlara dikkat edilmesi gereklidir.

Haber metinlerinin içindeki ara başlıkların ise iki temel işlevi vardır. Birincisi görsel yönden sayfaya estetik kazandırmak ve bir ağırlık unsuru olarak sayfa dengesine yardımcı olmak, diğeri ise okunabilirlik açısından haberin farklı bölümleri arasındaki geçişi sağlarken okuyucuyu metne boğmamak ve okunabilirliği rahatlatmak. Bu anlamda, boşluk tanımını ara başlıklar için de uygulamak ya da ara başlığın altından ve üstünden bir satır boşluk bırakmak uygundur. Kimi zaman da ara başlıklar “sayfa doldurmak” adına işlev görür. Ancak bu durumda da yine standart ara başlık kurallarının deforme edilmemesi önemlidir. Her ne şekilde olursa olsun ara başlıkları sayfanın dengesini sağlamak üzere “ağırlıklar” olarak görmek ve bu etki ile kullanmak doğru bir yaklaşımdır.

OKUNABİLİRLİK

Sayfa tasarımcısının dikkat etmesi gereken unsurların arasında “kolay okunabilirlik” de önemlidir. Sayfadaki tasarımın estetik boyutu, denge, sütun ve ağırlık hesaplamalarının tamamı sayfayı daha okunabilir hale getirmek için yapılan uygulamalardır. Onun için bu hesaplamaların hiçbiri okunabilirliğin önüne geçemez.
Sayfa tasarımcısının rolü, sayfaya kişilikli ve görsel bir nitelik kazandırmak kadar, metinleri de kolay okunabilir bir biçimde okuyucuya sunmaktır. Onun için metinlerin hangi sütundan bitip, hangi fotoğrafın altından ya da üstünden devam ettiğine karar verilemediği bir durumda, görsel yönden ne kadar başarılı olursa olsun, “bir sorun var” demektir.

Göz, kolaylıkla yazının sütunlar arasındaki geçişini izleyebilmeli, bu geçişi başka unsurlar kesmemelidir. Bu anlamda örneğin bir haberin başlaması beklenen başlığın sol altındaki köşede bir fotoğrafın olması “haberin fotoğrafla başlaması” anlamına gelir ki, bu doğru bir yöntem değildir. Haberin devam eden sütununun tam ortasına fotoğraf konulması da okurun göz takibini zorlaştırır ve okur fotoğrafın üstündeki üç beş satırlık bölümü görebilmekte zorlanabilir. Bu da haberin “labirent habere” dönmesine neden olur. Gözün genellikle bir sayfaya baktığında “Z” ya da “7” çizdiği gözden ırak tutulmamalıdır.

Kolay okunabilirlikle ilgili bir diğer unsur, kullanılan karakter ya da font ailesidir. Romen ya da tırnaklı (Times, Palatino, Garamond) fontlar ile Gotik ya da tırnaksız (Helvetika, Futura) harflerin okunabilirliği farklıdır. Tırnaklı harfler dekoratiftir ve sayfada daha çok yer kaplar. Düz harfler ise monotondur. Tırnaklı harfler daha kolay okunur. Tırnaksız harf, daha az göze çarpar. Onun için haber metinlerinde okunabilirliği artırmak adına tırnaklı harfler tercih edilir. Başlıklarda ise tırnaksız harfler daha büyük puntolarla kullanılır.

İncelik kalınlık ya da etlilik durumuna göre de fontları tanımlamak mümkündür. İnce harfler zariftir. Ancak ilk bakışta okunma sorunu yaratır. Kalın harfler de zor okunur. Onun için orta kalıklık daha iyi sonuç vermektedir.

Tamamı büyük harflerle dizilen bir başlığın okunması, küçük harflerle dizilenlere göre daha zordur. Onun için sayfa tasarımında kimi durumlar hariç büyük harf tercih edilmez.

Aşırı kalın harflerle orta ve ince harf kontrastı da göz yorgunluğuna neden olabilir. Sekiz ya da daha küçük punto kullanmak da gözü yorar. Onun için en uygun büyüklük 9 ve 10 puntodur.

Gözü yoran bir başka uygulama siyah zemin üzerine beyaz yazıdır. Bundan kaçınmak gerekir. Satır aralarının da gözü yormaması beklenir. Yazı karakterine göre satır aralığı belirlenir. Harf kalın ise satır arası kalın olur. Harf ne kadar iri ise başlığın etrafında o kadar beyaz alan bırakılır. Ancak genel olarak satar arası ölçüsü, yazının puntosunun bir üstüdür.

SAYFAYI DOLDURMAK

Bu kuralların en çok bozulduğu yer, sayfada açık kalan yerlerin doldurulması sürecinde ortaya çıkar. Sayfa tasarımcısı “sayfayı doldurmak” için tasarımla oynamaya başladığında kural dışı hareketler başlamış demektir.
Oysa sayfa tasarımcısı asla “nasıl denk gelirse öyle” uygulamalarda bulunulmamalı, sayfadaki boş yere göre başlık ya da metinleri sündürülmemeli, yazı kısa geldiğinde puntosu büyütülmemeli, uzun geldiğinde de küçültülmemelidir. Satır aralarını açmamalı ya da kısaltmamalıdır. Harf aralarını sıkıştırmak da yöntemlerden birisidir. Ancak bu sıkıştırma fontu deforme etmemelidir. Çıplak gözle bakıldığında yapılan bu değişiklik hissedilir oranda olmamalıdır.

Açıkta kalan yerleri doldurmanın yöntemi, yazı sahibi ya da editörle birlikte yeni bir haber ya da fotoğraf bulunması, eğer mümkünse uzatılması istenen metre sözcük eklenmesi ya da metinden sözcük çıkartılmasıdır. Metnin sayfada ayrılan yere oturmadığı durumlarda boyunun uzatılması ya da kısaltılması, karakterin kişiliğinin deforme edilmesi ve belirlenmiş olan kuralların yıkılması anlamına gelir ve bu nedenle yayının kişiliğine de zarar verir.

Kimi zaman da sayfa doldurmak “spot eklemek” ya da “spotu uzatmak” biçiminde yapılır. Bu da tehlikeli bir durumdur. Çünkü eklenen spotun sayfadaki görsel dengeyi etkilemesi söz konusudur. Sayfadaki ağırlık dengeleri yönünde bu spotun eklendiği yerin ve uzunluğunun önemi vardır. Örneğin daha önce de ifade edildiği gibi spot, başlıktan uzun, yüksek ya da ağır olmamalıdır.


Bir sonraki yazıda sayfa tasarımının altın kurallarına örneklerle devam edeceğiz. 


24.04.2007