Haber, Liverpool
ve Beşiktaş futbol takımlarının karşı karşıya gelmesi ve karşılaşmanın 8-0
sonuçlanması. “Ne?” sorusunun yanıtı bu. “Nerede ve ne zaman” sorularının
yanıtları da net. İngiltere’de, 45 bin 552 kişilik Anfield Road Stadı’nda Türkiye
saati ile 21:45’te… “Neden” ve “nasıl” sorularını yanıtlamanın ise türlü yolları var...
|
Prof. Dr. Erkan Yüksel'in iletişim, medya ve habercilik üzerine yazıları...
MEDYA İLE MÜCADELE etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
MEDYA İLE MÜCADELE etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
TARİH YAZMAK!
TÜRKİYE’Yİ DIŞ BASINDAN TAKİP ETMEK DAHA MI İYİ?
Bu soru için benim yanıtım şu:
Türk basınını takip edin. Her türlü haber ve yorumu okuyun. Ortaya çıkan kafa
karışıklığının üzerine de dış basını okuyun. Bakın, onlar hangi haberlere ne
ölçüde yer vermiş, nasıl yorumlamış. Böylece her şey biraz daha netleşecek ve
anlaşılır hale gelecektir.
“NEDEN KİMSE GAZETECİLERE GÜVENMİYOR?”
Çok iddialı bir
soru… Gazetelere ya da gazetecilere “hiç kimsenin” inanmadığını ya da
güvenmediğini söylemek zor. Hatta sayıları az da olsa kimilerine herkesden
fazla güven duyulduğu da söylenebilir. Ancak genel olarak gazetecilik mesleğine
duyulan güvenin geçmişe oranla azaldığını söylemek belki daha doğru.
NEYİN ÖNEMLİ OLDUĞUNA KARAR VERMEK...
Gazetecinin belki de en zor ve asıl görevi olaylar arasında hangilerinin daha önemli ve hangilerinin daha önemsiz olduğuna karar vermektir. Bu seçim, çoğu zaman gazetecinin objektifliğine de gölge düşürür niteliktedir. Farklı insanlar, farklı konuların önemliliğini savunur. Kamuoyu ise en fazla dört ya da beş konuyu taşıyabilir. Konuların rekabeti açısından süren bu savaş, kamuoyunu “konu bombardımanına” tutar. İnternet sayesinde kamuoyu eskiye oranla artık daha fazla bombardıman altındadır.
“KURTLAR VADİSİ” YAYINLANSIN MI, YAYINLANMASIN MI?
Kurtlar Vadisi dizisinin bugüne dek tek bir bölümünü izledim. O da bir misafirlikte ve zorunlu olarak. Kurtlar Vadisi Irak filmini de bir uzun yol seyahatinde otobüste izleyebilme fırsatım oldu. Filmin iyi ya da kötü olduğundan, sevdiğimden ya da sevmediğimden değil, kişisel tercihlerim nedeniyle bu tür filmleri izlememe hakkımı kullanıyorum. Ancak son gelinen nokta, beni de üzerinde düşünmeye itti.
YALAN VE MAKSATLI HABERLER NE İŞE YARAR?
Gerçeği yansıtmayan, uydurma haberlere “yalan haber” ya da habercilerin dili ile “asparagas” denilir. Halkın ilgisini çekecek nitelikte masa başında uydurulan bu haberleri “maksatlı” haberlerle karıştırmamak gerekir. Çünkü maksatlı haberler, gerçeği yansıtmamasının yanında “birinin çıkarları için” yapılmış haberlerdir.
HALK NE İSTİYOR, TELEVİZYONCULAR NE BEKLİYOR?
Hani televizyon yapımcılarının kendilerini savunurken sıklıkla kullandıkları bir ifade vardır: “Halk ne istiyorsa, onu yayımlıyoruz”. Hatta en eleştirilen programlar karşısında bile bu savunuyu dile getirirler. “İyi ama halk bu programları izliyor” diye reyting; yani izlenme rakamlarını ortaya koyarlar. Tartışma uzar gider. Kaynayan kazanda ticari televizyoncuların “ucuz maliyet” ve “bol reklâm” isteği pek de su yüzüne çıkmaz.
SANATÇI KİME DENİR, KİME DENİLMEZ?
“Sanatçı kime denir, kime denilmez?” sorusuna uzman yanıtı vermek haddime değil elbette. Ancak “duyarlı bir vatandaş” olarak medyada sıklıkla duyduğumuz “sanatçı” kavramının yerli yerinde kullanılmadığına ilişkin düşünce ve bu konudaki tartışma, beni araştırmaya itti. Bulduğum bazı yanıtları sizlerle paylaşmak istedim.
GAZETE FİYATINI UCUZLATMAK, GAZETECİLİĞİ DE UCUZLATIR MI?
Bir gazetenin promosyon olarak fiyatını düşürmesi, “ürün” olarak gazetenin sunulması anlamına gelir. Bir tutundurma faaliyeti olarak olumlu görülebilecek bu davranış, uzun vadede “haber ve para” ilişkisi bağlamında kimi kaygıları gündeme getirir. Çünkü gazeteciliğin ateş ve barutu haber ve para ilişkisidir. Bu ikisinin yan yana gelmesi, gazetecilik mesleği adına endişe uyandırır.
BİR İNTİHARIN BİLÂNÇOSU…
Bir genel yayın yönetmeni için en acı tecrübeler nelerdir? Yaşanmış olanlardan yalnızca birini aktarmak istiyorum. Birinci sayfaya kocaman attığın intihar haberinin fotoğrafına baka baka bir gencin aynı yöntemle hayatına veda etmesi…
MEDYA VE ŞİDDET KARŞITI KAMPANYALAR
Medyada şiddet konusunu ele aldığım bu üçüncü yazıda, şiddetin önlenmesine yönelik düzenlenen kampanyalardan söz edecek ve medyanın rolünü sorgulamaya çalışacağım. Bu bağlamda, öncelikle yakın zamanda gerçekleştirilen aile içi şiddetin önlenmesi ve kadına yönelik şiddetin önlenmesi gibi kampanyalar hatırlanabilir.
MEDYA ŞİDDET DOĞURUR MU?
Okullarda şiddeti önlemeye yönelik olarak son günlerde çeşitli kampanyalar düzenleniyor. Şiddet eylemlerinin yaygınlaşmasının birçok nedeni arasında medyadaki şiddet gösteriminin de önemli bir payı olduğundan söz ediliyor. İletişim biliminde ise medyada şiddet gösteriminin insan davranışı üzerine etkileri konusunda üç farklı hipotez mevcut. Ancak resmi raporlar televizyondaki şiddetin, şiddeti artırdığını söylüyor.
SMS OYLAMALARI HALKIN KANAATİNİ NE KADAR YANSITMAKTADIR?
Artık gündelik yaşamın vazgeçilmezi haline geldiği söylenebilecek alışkanlıklardan birisi cep telefonu kullanmak. Televizyon programlarında gerçekleştiren oylamalara cep telefonundan gönderilen kısa mesajla katılmak da “gelişmekte olan” moda akımlardan birisi. Peki, bu oylamalar halkın düşüncelerini yansıtmakta ne kadar başarılı? Kamuoyu araştırmaları ile karşılaştırıldığında bu oylamalar hangi farklı niteliklere sahip? Bu oylamaların geçerliliği ve güvenilirliği ne kadar?
SİZ HİÇ DÜZELTME VE CEVAP YAZISINA İHTİYAÇ DUYDUNUZ MU?
Hayatınızda hiç “şeref ve haysiyetinize” dokunduğunu düşündüğünüz ya da kendinizle ilgili “gerçeğe aykırı” bir yayınla karşı karşıya kaldınız mı? Eğer kalırsanız, ne yapabilirsiniz? Başvurabileceğiniz yollardan birisi ve belki de ilki, Anayasal bir hak olan ve Basın Kanunu ile de düzenlenen “düzeltme ve cevap hakkını” kullanmak. Ancak bu hak nasıl kullanılıyor, nasıl işliyor önce bunu bilmek gerekiyor.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)