Çocuktu, büyüdü.
Okula gitti. Bir yıl Kur’an Kursu’nda okudu. İmam Hatip Lisesi’ni bitirdi.
Üniversite birinci sınıfa kadar, yani dört yıl öncesine kadar evlerine
televizyon girmemişti. Üniversitede, ‘Radyo ve Televizyon’ eğitimi aldı. Bir
tek kamerayla; hani o düğün salonlarında gördüklerinizden bir kamerayla, kurgu
seti olmadan tek başına bir belgesel film çekti. Ödül aldı. Sonra başka ödüller
geldi...
Prof. Dr. Erkan Yüksel'in iletişim, medya ve habercilik üzerine yazıları...
ÇALIŞMA KOŞULLARI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ÇALIŞMA KOŞULLARI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
“NE OLACAK BU İLETİŞİM MEZUNLARININ HALİ?”
Bir kez daha bu
konuyu yazıyorum. “Ne olacak bu iletişim fakültesi mezunlarının hali?”. Her
girdiğim ortamda, iletişim fakültesi mezunlarının sorduğu ortak sorulardan en
önemlisini bu oluşturuyor. Kimileri hocaları olduğum için, kimileri de
yazılarımı okudukları için bana mail gönderip hem isyanlarını, hem de
uyarılarını bildiriyorlar.
“KURTLAR VADİSİ” YAYINLANSIN MI, YAYINLANMASIN MI?
Kurtlar Vadisi dizisinin bugüne dek tek bir bölümünü izledim. O da bir misafirlikte ve zorunlu olarak. Kurtlar Vadisi Irak filmini de bir uzun yol seyahatinde otobüste izleyebilme fırsatım oldu. Filmin iyi ya da kötü olduğundan, sevdiğimden ya da sevmediğimden değil, kişisel tercihlerim nedeniyle bu tür filmleri izlememe hakkımı kullanıyorum. Ancak son gelinen nokta, beni de üzerinde düşünmeye itti.
HALK NE İSTİYOR, TELEVİZYONCULAR NE BEKLİYOR?
Hani televizyon yapımcılarının kendilerini savunurken sıklıkla kullandıkları bir ifade vardır: “Halk ne istiyorsa, onu yayımlıyoruz”. Hatta en eleştirilen programlar karşısında bile bu savunuyu dile getirirler. “İyi ama halk bu programları izliyor” diye reyting; yani izlenme rakamlarını ortaya koyarlar. Tartışma uzar gider. Kaynayan kazanda ticari televizyoncuların “ucuz maliyet” ve “bol reklâm” isteği pek de su yüzüne çıkmaz.
GAZETE FİYATINI UCUZLATMAK, GAZETECİLİĞİ DE UCUZLATIR MI?
Bir gazetenin promosyon olarak fiyatını düşürmesi, “ürün” olarak gazetenin sunulması anlamına gelir. Bir tutundurma faaliyeti olarak olumlu görülebilecek bu davranış, uzun vadede “haber ve para” ilişkisi bağlamında kimi kaygıları gündeme getirir. Çünkü gazeteciliğin ateş ve barutu haber ve para ilişkisidir. Bu ikisinin yan yana gelmesi, gazetecilik mesleği adına endişe uyandırır.
BEDAVASI EN BOL MESLEK!
“Ne olacak bu iletişim fakültelerinin hali?”. Son zamanlarda sık duyduğum sorulardan birisi bu. Uzun açıklamaların ardından soruya verilen yanıtın gelip dayandığı nokta ise “ne olacak bu memleketin hali” sorusuyla aynı. Yine de kimi yönleriyle medya çalışanlarının diğer meslek çalışanlarından farklı kimi yönlerini vurgulamak mümkün. Bunların en dikkat çekeni ise medya çalışanı olmanın “bedavası en bol mesleğin sahibi olmak” anlamına gelmesi…
GAZETE İŞLETMECİLİĞİ HANGİ YÖNLERİYLE SÜPERMARKETE BENZER?
Bir gazete hangi yönleriyle süpermarkete ya da büyük bir alışveriş merkezine benzer, hangi yönleriyle ayrılır? Türkiye’deki gazeteler süpermarkete mi daha çok benzer, yoksa mahalle bakkalına mı? Gazeteyi süpermarket olarak düşünmek, işletmecilik açısından hangi bakış açılarını getirir?
BİR MUHABİR, BEŞ HABER...
Ortalama bir yerel gazetede muhabir olmanın şartlarından birisi her gün beş haber getirmektir. Bunlardan üçünün “fotoğraflı haber” olması şartı da aranır. Eğer haber sayısı ya da fotoğraf sayısı azalırsa, “altın makas” devreye girer. Ajanstan, televizyondan, eski gazetelerden “yayınlanmış ne varsa” sayfada boş kalan yerlere konur. Peki, bir muhabirin beş haber getirmesi, akıl karı bir iş midir? Her gün beş haber “bulmak” zorunda kalan muhabir, bunun için ne yapar?
|
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)