|
İletişim
fakültesi öğrencileri, öğrenim hayatları sırasında herhangi bir gazete,
dergi, radyo ya da televizyon kanalında; yani sektörde çalışmalı mı,
çalışmamalı mı? Sektörde çalışmanın avantajları ve dezavantajları neler?
Öğretim elemanları ve öğrenciler bu
konuda ne düşünüyor?
|
Prof. Dr. Erkan Yüksel'in iletişim, medya ve habercilik üzerine yazıları...
ETİK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ETİK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İLETİŞİM ÖĞRENCİLERİ SEKTÖRDE ÇALIŞMALI MI? (1)
TARİH YAZMAK!
Haber, Liverpool
ve Beşiktaş futbol takımlarının karşı karşıya gelmesi ve karşılaşmanın 8-0
sonuçlanması. “Ne?” sorusunun yanıtı bu. “Nerede ve ne zaman” sorularının
yanıtları da net. İngiltere’de, 45 bin 552 kişilik Anfield Road Stadı’nda Türkiye
saati ile 21:45’te… “Neden” ve “nasıl” sorularını yanıtlamanın ise türlü yolları var...
|
MEDYA OKURYAZARLIĞI DERSİNİ İLETİŞİMCİLER VEREBİLİR
“Ne olacak bu
iletişim fakültesi mezunlarının hali?” sorusuna bu yazımda alternatif istihdam
olanaklarına ilişkin önerilerle yanıt vermeye çalışacağım. Bu önerilere tüm
iletişimcilerin sahip çıkması, tartışması, gerekiyorsa geliştirmesi, bir
şekilde gündemde tutması ve hayata geçirilmesi için çaba göstermesi gerekiyor.
“NE OLACAK BU İLETİŞİM MEZUNLARININ HALİ?”
Bir kez daha bu
konuyu yazıyorum. “Ne olacak bu iletişim fakültesi mezunlarının hali?”. Her
girdiğim ortamda, iletişim fakültesi mezunlarının sorduğu ortak sorulardan en
önemlisini bu oluşturuyor. Kimileri hocaları olduğum için, kimileri de
yazılarımı okudukları için bana mail gönderip hem isyanlarını, hem de
uyarılarını bildiriyorlar.
“NEDEN KİMSE GAZETECİLERE GÜVENMİYOR?”
Çok iddialı bir
soru… Gazetelere ya da gazetecilere “hiç kimsenin” inanmadığını ya da
güvenmediğini söylemek zor. Hatta sayıları az da olsa kimilerine herkesden
fazla güven duyulduğu da söylenebilir. Ancak genel olarak gazetecilik mesleğine
duyulan güvenin geçmişe oranla azaldığını söylemek belki daha doğru.
YAZ TATİLİNDE OKUNACAK BİR KİTAP: GAZETECİLİĞİN ESASLARI
“Her vatandaşın ve
gazetecinin okuması gereken bir başucu kitabından” söz edeceğim size.
Araştırmacı Gazetecilik Sigma Delta Chi Ödülü, Harvard University Goldsmith
Kitap Ödülü ve Medya Eliştirisi Bart Richard Ödülü sahibi bir kitap. Hem de
Türkçe’ye çevrilmiş bir eser. Adı, “Gazeteciliğin Esasları”.
HAKEM DEĞERLENDİRMELERİ NE KADAR ADİL?
Son yıllarda; özellikle doçentlik başvuru şartlarının değişmesinden sonra, akademik çalışmalarda “hakem süreci” daha fazla aranır hale geldi. Bu nedenle hakemli dergi sayısında önemli bir artış yaşanırken, bilimsel toplantılarda da hakem heyetleri ön plana çıktı. Ardından, hakem değerlendirmeleri tartışmalara konu oldu.
“KURTLAR VADİSİ” YAYINLANSIN MI, YAYINLANMASIN MI?
Kurtlar Vadisi dizisinin bugüne dek tek bir bölümünü izledim. O da bir misafirlikte ve zorunlu olarak. Kurtlar Vadisi Irak filmini de bir uzun yol seyahatinde otobüste izleyebilme fırsatım oldu. Filmin iyi ya da kötü olduğundan, sevdiğimden ya da sevmediğimden değil, kişisel tercihlerim nedeniyle bu tür filmleri izlememe hakkımı kullanıyorum. Ancak son gelinen nokta, beni de üzerinde düşünmeye itti.
YALAN VE MAKSATLI HABERLER NE İŞE YARAR?
Gerçeği yansıtmayan, uydurma haberlere “yalan haber” ya da habercilerin dili ile “asparagas” denilir. Halkın ilgisini çekecek nitelikte masa başında uydurulan bu haberleri “maksatlı” haberlerle karıştırmamak gerekir. Çünkü maksatlı haberler, gerçeği yansıtmamasının yanında “birinin çıkarları için” yapılmış haberlerdir.
HALK NE İSTİYOR, TELEVİZYONCULAR NE BEKLİYOR?
Hani televizyon yapımcılarının kendilerini savunurken sıklıkla kullandıkları bir ifade vardır: “Halk ne istiyorsa, onu yayımlıyoruz”. Hatta en eleştirilen programlar karşısında bile bu savunuyu dile getirirler. “İyi ama halk bu programları izliyor” diye reyting; yani izlenme rakamlarını ortaya koyarlar. Tartışma uzar gider. Kaynayan kazanda ticari televizyoncuların “ucuz maliyet” ve “bol reklâm” isteği pek de su yüzüne çıkmaz.
SANATÇI KİME DENİR, KİME DENİLMEZ?
“Sanatçı kime denir, kime denilmez?” sorusuna uzman yanıtı vermek haddime değil elbette. Ancak “duyarlı bir vatandaş” olarak medyada sıklıkla duyduğumuz “sanatçı” kavramının yerli yerinde kullanılmadığına ilişkin düşünce ve bu konudaki tartışma, beni araştırmaya itti. Bulduğum bazı yanıtları sizlerle paylaşmak istedim.
GAZETE FİYATINI UCUZLATMAK, GAZETECİLİĞİ DE UCUZLATIR MI?
Bir gazetenin promosyon olarak fiyatını düşürmesi, “ürün” olarak gazetenin sunulması anlamına gelir. Bir tutundurma faaliyeti olarak olumlu görülebilecek bu davranış, uzun vadede “haber ve para” ilişkisi bağlamında kimi kaygıları gündeme getirir. Çünkü gazeteciliğin ateş ve barutu haber ve para ilişkisidir. Bu ikisinin yan yana gelmesi, gazetecilik mesleği adına endişe uyandırır.
BİR İNTİHARIN BİLÂNÇOSU…
Bir genel yayın yönetmeni için en acı tecrübeler nelerdir? Yaşanmış olanlardan yalnızca birini aktarmak istiyorum. Birinci sayfaya kocaman attığın intihar haberinin fotoğrafına baka baka bir gencin aynı yöntemle hayatına veda etmesi…
ÇOCUKLAR TELEVİZYONDAKİ ŞİDDETTEN NASIL KORUNUR?
Önceki yazıda bilimsel araştırmalardan hareketle televizyondaki şiddet gösteriminin şiddet davranışına dönüştüğüne ilişkin önemli veriler üzerinde durmuş ve bu şiddet karşısında kimlerin ne yaptığını sormuştum. Bu yazıda ise Amerika Birleşik Devletleri’nin “uyarı işaretleri” ile ülkemizdeki “akıllı işaretler” uygulamaları üzerinde duracağım. “Çocuklar televizyondaki şiddetten nasıl korunur?” sorusuna bu boyutu ile yanıt vermeye çalışacağım.
GAZETE İŞLETMECİLİĞİ HANGİ YÖNLERİYLE SÜPERMARKETE BENZER?
Bir gazete hangi yönleriyle süpermarkete ya da büyük bir alışveriş merkezine benzer, hangi yönleriyle ayrılır? Türkiye’deki gazeteler süpermarkete mi daha çok benzer, yoksa mahalle bakkalına mı? Gazeteyi süpermarket olarak düşünmek, işletmecilik açısından hangi bakış açılarını getirir?
KİMİN “GÜZEL”, KİMİN “ÇİRKİN” OLDUĞUNA MEDYA MI KARAR VERİYOR?
Medyanın etkilerine dönük yaklaşımlar arasında gündem belirleme hipotezi; medyanın, insanların “ne hakkında” ve belki de “ne düşüneceklerini” belirlemede etkili olduğunu ileri sürmektedir. Peki medya, acaba toplumun güzellik anlayışı konusunda nasıl etkilere sahiptir? Kimin ya da neyin “güzel” ya da “çirkin” olduğuna insanları “ikna etmede” ne derece başarılıdır? Örneğin, “sıska” mankenlerin “kötü örnek olmaları” nedeniyle podyuma çıkmaları yasaklanırken, medyadaki “sıfır beden” takıntısına ne denir?
“MEDYA ETİĞİ” NASIL BİR ŞEYDİR?
Etik kavramı neyin “iyi” ve neyin “kötü” olduğunu tanımlamaya çalışan ve olan ile olması gereken arasındaki ilişkiyi sorgulayan “ahlak felsefesi” anlamına gelir. Bu alanda çalışan ve evrensel ahlak kurallarının var olabileceğini savunan felsefeciler, kimi özel ya da nesnel kuralları tanımlamaya çalışır. Bunlar arasında da yaklaşım farklılıkları dikkati çeker. Öte yandan “iyi” ya da “kötü” adına belirli evrensel kurallar getirilemeyeceğini savunanlar da vardır. Konunun bu karmaşıklığı, medya dünyasındaki davranışları yorumlamada da kendisini hissettirir. En çarpıcı yanlış ise medya etiği konusundaki farklı görüşleri bir bütünün parçaları gibi algılamaktan kaynaklanır.
|
GENÇ AKADEMİSYENİN KİTAP YAYINLATMA MACERASI…
Akademisyenlerin başarı ölçütlerinden birisi de kuşkusuz yayınlamış oldukları kitaplardır. Akademisyenlerin yayınladığı kitap sayısı, niceliksel olarak gösterge niteliği taşır. Ancak bir akademisyen için kitap yayınlamak hiç de kolay iş değildir. Hatta kitabı yayınlayacak yayınevi bulmak, yoğun emek gerektiren bilimsel bir araştırmayı yapmaktan "kimi zaman" çok daha zordur.
Üniversitelerarası Kurul'un Sosyal, Beşeri ve İdari Bilimler Temel Alanı için doçentlik sınavı başvuru koşulları arasında, "Tanınmış ulusal yayınevleri tarafından yayımlanan kitap" için 3 puan verileceği kaydedilmiştir. Bu maddede, ders kitaplarının kapsam dışında olduğu da parantez içinde ifade edilmiştir.
İNTİHAL Mİ DESEM, VURGUN MU DESEM... SİZ KARAR VERİN...
Geçtiğimiz hafta bir telefon geldi. Gaziantep’ten bir gazeteci “Gaziantep
yerel basını üzerine bir araştırma yaptınız mı?” diye soruyordu. “Hayır”
dedim.
“Böyle bir araştırmadan haberiniz var mı?” diye sordu. “Hayır” dedim.
“Sizin bu konuda yapılmış bir çalışmanız var mı?” diye sormadan ben
söyledim. “Eskişehir basını üzerine yıllar önce yaptığım bir çalışma var ama
Gaziantep’le hiçbir ilgim olmadı. Hatta Gaziantep’e hiç gitmedim. Tanıdığım
birini de şu anda hatırlamıyorum… “
Sonra konuyu anlattı…
HABERDE OBJEKTİFLİK NE DEMEK?
Medyada objektiflik konusu uzun süredir tartışma gündeminde. Pek çok kişi haberlerdeki tek yönlülükten, taraflılıktan, görmezden gelmeden söz ediyor ve kendince bunun nedenlerini sorguluyor. Haberciler de bu eleştiriler karşısında çeşitli biçimlerde kendilerini savunuyor. Peki, nedir objektiflik? Bir haber nasıl objektif olabilir? Yoksa objektiflik iddiası yalnızca bir efsane midir?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)