MEDYA ELEŞTİRİSİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
MEDYA ELEŞTİRİSİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

İLETİŞİM ÖĞRENCİLERİ SEKTÖRDE ÇALIŞMALI MI? (2)


Önceki yazıda iletişim fakültesi öğrencilerinin radyo, televizyon, gazete gibi yayın organlarında yani sektörde çalışıp çalışmamalarının sağlayacağı avantaj ve dezavantajları sıralamaya çalışmıştım. Bu yazımda ise sektörde çalışma konusuna çeşitli şartlar bağlamında yaklaşan görüşleri sizlerle paylaşmak istiyorum.

İLETİŞİM ÖĞRENCİLERİ SEKTÖRDE ÇALIŞMALI MI? (1)


İletişim fakültesi öğrencileri, öğrenim hayatları sırasında herhangi bir gazete, dergi, radyo ya da televizyon kanalında; yani sektörde çalışmalı mı, çalışmamalı mı? Sektörde çalışmanın avantajları ve dezavantajları neler? Öğretim elemanları ve öğrenciler bu konuda ne düşünüyor?

TARİH YAZMAK!

Haber, Liverpool ve Beşiktaş futbol takımlarının karşı karşıya gelmesi ve karşılaşmanın 8-0 sonuçlanması. “Ne?” sorusunun yanıtı bu. “Nerede ve ne zaman” sorularının yanıtları da net. İngiltere’de, 45 bin 552 kişilik Anfield Road Stadı’nda Türkiye saati ile 21:45’te… “Neden” ve “nasıl” sorularını yanıtlamanın ise türlü yolları var...

TÜRKİYE’Yİ DIŞ BASINDAN TAKİP ETMEK DAHA MI İYİ?

Bu soru için benim yanıtım şu: Türk basınını takip edin. Her türlü haber ve yorumu okuyun. Ortaya çıkan kafa karışıklığının üzerine de dış basını okuyun. Bakın, onlar hangi haberlere ne ölçüde yer vermiş, nasıl yorumlamış. Böylece her şey biraz daha netleşecek ve anlaşılır hale gelecektir.

NEYİN ÖNEMLİ OLDUĞUNA KARAR VERMEK...

Gazetecinin belki de en zor ve asıl görevi olaylar arasında hangilerinin daha önemli ve hangilerinin daha önemsiz olduğuna karar vermektir. Bu seçim, çoğu zaman gazetecinin objektifliğine de gölge düşürür niteliktedir. Farklı insanlar, farklı konuların önemliliğini savunur. Kamuoyu ise en fazla dört ya da beş konuyu taşıyabilir. Konuların rekabeti açısından süren bu savaş, kamuoyunu   “konu bombardımanına” tutar. İnternet sayesinde kamuoyu eskiye oranla artık daha fazla bombardıman altındadır.

“KURTLAR VADİSİ” YAYINLANSIN MI, YAYINLANMASIN MI?

Kurtlar Vadisi dizisinin bugüne dek tek bir bölümünü izledim. O da bir misafirlikte ve zorunlu olarak. Kurtlar Vadisi Irak filmini de bir uzun yol seyahatinde otobüste izleyebilme fırsatım oldu. Filmin iyi ya da kötü olduğundan, sevdiğimden ya da sevmediğimden değil, kişisel tercihlerim nedeniyle bu tür filmleri izlememe hakkımı kullanıyorum. Ancak son gelinen nokta, beni de üzerinde düşünmeye itti.

YALAN VE MAKSATLI HABERLER NE İŞE YARAR?

Gerçeği yansıtmayan, uydurma haberlere “yalan haber” ya da habercilerin dili ile “asparagas” denilir. Halkın ilgisini çekecek nitelikte masa başında uydurulan bu haberleri “maksatlı” haberlerle karıştırmamak gerekir. Çünkü maksatlı haberler, gerçeği yansıtmamasının yanında “birinin çıkarları için” yapılmış haberlerdir.

SANATÇI KİME DENİR, KİME DENİLMEZ?

“Sanatçı kime denir, kime denilmez?” sorusuna uzman yanıtı vermek haddime değil elbette. Ancak “duyarlı bir vatandaş” olarak medyada sıklıkla duyduğumuz “sanatçı” kavramının yerli yerinde kullanılmadığına ilişkin düşünce ve bu konudaki tartışma, beni araştırmaya itti. Bulduğum bazı yanıtları sizlerle paylaşmak istedim.

GAZETE FİYATINI UCUZLATMAK, GAZETECİLİĞİ DE UCUZLATIR MI?

Bir gazetenin promosyon olarak fiyatını düşürmesi, “ürün” olarak gazetenin sunulması anlamına gelir. Bir tutundurma faaliyeti olarak olumlu görülebilecek bu davranış, uzun vadede “haber ve para” ilişkisi bağlamında kimi kaygıları gündeme getirir. Çünkü gazeteciliğin ateş ve barutu haber ve para ilişkisidir. Bu ikisinin yan yana gelmesi, gazetecilik mesleği adına endişe uyandırır.

MEDYA VE ŞİDDET KARŞITI KAMPANYALAR

Medyada şiddet konusunu ele aldığım bu üçüncü yazıda, şiddetin önlenmesine yönelik düzenlenen kampanyalardan söz edecek ve medyanın rolünü sorgulamaya çalışacağım. Bu bağlamda, öncelikle yakın zamanda gerçekleştirilen aile içi şiddetin önlenmesi ve kadına yönelik şiddetin önlenmesi gibi kampanyalar hatırlanabilir. 

ÇOCUKLAR TELEVİZYONDAKİ ŞİDDETTEN NASIL KORUNUR?

Önceki yazıda bilimsel araştırmalardan hareketle televizyondaki şiddet gösteriminin şiddet davranışına dönüştüğüne ilişkin önemli veriler üzerinde durmuş ve bu şiddet karşısında kimlerin ne yaptığını sormuştum. Bu yazıda ise Amerika Birleşik Devletleri’nin “uyarı işaretleri” ile ülkemizdeki “akıllı işaretler” uygulamaları üzerinde duracağım. “Çocuklar televizyondaki şiddetten nasıl korunur?” sorusuna bu boyutu ile yanıt vermeye çalışacağım.

MEDYA ŞİDDET DOĞURUR MU?

Okullarda şiddeti önlemeye yönelik olarak son günlerde çeşitli kampanyalar düzenleniyor. Şiddet eylemlerinin yaygınlaşmasının birçok nedeni arasında medyadaki şiddet gösteriminin de önemli bir payı olduğundan söz ediliyor. İletişim biliminde ise medyada şiddet gösteriminin insan davranışı üzerine etkileri konusunda üç farklı hipotez mevcut. Ancak resmi raporlar televizyondaki şiddetin, şiddeti artırdığını söylüyor.

BEDAVASI EN BOL MESLEK!

“Ne olacak bu iletişim fakültelerinin hali?”. Son zamanlarda sık duyduğum sorulardan birisi bu. Uzun açıklamaların ardından soruya verilen yanıtın gelip dayandığı nokta ise “ne olacak bu memleketin hali” sorusuyla aynı. Yine de kimi yönleriyle medya çalışanlarının diğer meslek çalışanlarından farklı kimi yönlerini vurgulamak mümkün. Bunların en dikkat çekeni ise medya çalışanı olmanın “bedavası en bol mesleğin sahibi olmak” anlamına gelmesi…

GAZETE İŞLETMECİLİĞİ HANGİ YÖNLERİYLE SÜPERMARKETE BENZER?

 Bir gazete hangi yönleriyle süpermarkete ya da büyük bir alışveriş merkezine benzer, hangi yönleriyle ayrılır? Türkiye’deki gazeteler süpermarkete mi daha çok benzer, yoksa mahalle bakkalına mı? Gazeteyi süpermarket olarak düşünmek, işletmecilik açısından hangi bakış açılarını getirir?

KİMİN “GÜZEL”, KİMİN “ÇİRKİN” OLDUĞUNA MEDYA MI KARAR VERİYOR?

Medyanın etkilerine dönük yaklaşımlar arasında gündem belirleme hipotezi; medyanın, insanların “ne hakkında” ve belki de “ne düşüneceklerini” belirlemede etkili olduğunu ileri sürmektedir. Peki medya, acaba toplumun güzellik anlayışı konusunda nasıl etkilere sahiptir? Kimin ya da neyin “güzel” ya da “çirkin” olduğuna insanları “ikna etmede” ne derece başarılıdır? Örneğin, “sıska” mankenlerin “kötü örnek olmaları” nedeniyle podyuma çıkmaları yasaklanırken, medyadaki “sıfır beden” takıntısına ne denir?

MEDYANIN YAPISAL DÖNÜŞÜMÜ

İletişim biliminin önemli isimlerinden Prof. Dr. Maxwell McCombs, Eskişehir’i ziyaretinde şehrin en işlek sokağında yan yana dizili küçük dükkânları gördüğünde “bir zamanlar bizde de benzer dükkânlar vardı. Ancak artık yalnızca tek binadan oluşan büyük alışveriş merkezler var. Arada, olsa olsa 30 yılılk bir fark olabilir” demişti. Bu sözleriyle sanki Türkiye’nin de Amerika’ya benzeme yolunda hızla ilerlediğini ima etmişti.

SMS OYLAMALARI HALKIN KANAATİNİ NE KADAR YANSITMAKTADIR?

Artık gündelik yaşamın vazgeçilmezi haline geldiği söylenebilecek alışkanlıklardan birisi cep telefonu kullanmak. Televizyon programlarında gerçekleştiren oylamalara cep telefonundan gönderilen kısa mesajla katılmak da “gelişmekte olan” moda akımlardan birisi. Peki, bu oylamalar halkın düşüncelerini yansıtmakta ne kadar başarılı? Kamuoyu araştırmaları ile karşılaştırıldığında bu oylamalar hangi farklı niteliklere sahip? Bu oylamaların geçerliliği ve güvenilirliği ne kadar?

“MEDYA ETİĞİ” NASIL BİR ŞEYDİR?

Etik kavramı neyin “iyi” ve neyin “kötü” olduğunu tanımlamaya çalışan ve olan ile olması gereken arasındaki ilişkiyi sorgulayan “ahlak felsefesi” anlamına gelir. Bu alanda çalışan ve evrensel ahlak kurallarının var olabileceğini savunan felsefeciler, kimi özel ya da nesnel kuralları tanımlamaya çalışır. Bunlar arasında da yaklaşım farklılıkları dikkati çeker. Öte yandan “iyi” ya da “kötü” adına belirli evrensel kurallar getirilemeyeceğini savunanlar da vardır. Konunun bu karmaşıklığı, medya dünyasındaki davranışları yorumlamada da kendisini hissettirir. En çarpıcı yanlış ise medya etiği konusundaki farklı görüşleri bir bütünün parçaları gibi algılamaktan kaynaklanır.

AMERİKAN AYNASINDA TÜRKİYE GÖRÜNTÜSÜ

Dünyanın süper gücü Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) medyasında nasıl bir Türkiye   görüntüsü yansımaktadır? Türkiye ile ilgili haber ve yorum yazılarının yoğunluğu nedir? Bu medya içeriklerinde hangi konulara değinilmektedir? Belli başlı hangi ifadeler üzerinde durulmaktadır? Bu sorulara yanıt arayan “ABD Medyasında Türkiye İmajı” konulu çalışmam, yeni piyasaya çıkan “Türkiye’nin ABD ve AB Denklemi” adlı kitapta yayımlandı.

HABER “BİLGİ” Mİ, “ENFORMASYON” MU?

Habercinin görevlerinden birisi kamuoyunu bilgilendirmek ise, herhalde haberin de bilgi içeren bir metin olması gerekir. Ancak medyanın sunduğu haber metinlerinin bilgi aktarımının farklı nitelikleri dikkati çekmektedir. Bu nedenle “medyatik bilgiye” daha niteleyici bir tanım vermek daha doğru olacaktır.