“Her vatandaşın ve
gazetecinin okuması gereken bir başucu kitabından” söz edeceğim size.
Araştırmacı Gazetecilik Sigma Delta Chi Ödülü, Harvard University Goldsmith
Kitap Ödülü ve Medya Eliştirisi Bart Richard Ödülü sahibi bir kitap. Hem de
Türkçe’ye çevrilmiş bir eser. Adı, “Gazeteciliğin Esasları”.
Prof. Dr. Erkan Yüksel'in iletişim, medya ve habercilik üzerine yazıları...
HABER TOPLAMA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
HABER TOPLAMA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
NEYİN ÖNEMLİ OLDUĞUNA KARAR VERMEK...
Gazetecinin belki de en zor ve asıl görevi olaylar arasında hangilerinin daha önemli ve hangilerinin daha önemsiz olduğuna karar vermektir. Bu seçim, çoğu zaman gazetecinin objektifliğine de gölge düşürür niteliktedir. Farklı insanlar, farklı konuların önemliliğini savunur. Kamuoyu ise en fazla dört ya da beş konuyu taşıyabilir. Konuların rekabeti açısından süren bu savaş, kamuoyunu “konu bombardımanına” tutar. İnternet sayesinde kamuoyu eskiye oranla artık daha fazla bombardıman altındadır.
YALAN VE MAKSATLI HABERLER NE İŞE YARAR?
Gerçeği yansıtmayan, uydurma haberlere “yalan haber” ya da habercilerin dili ile “asparagas” denilir. Halkın ilgisini çekecek nitelikte masa başında uydurulan bu haberleri “maksatlı” haberlerle karıştırmamak gerekir. Çünkü maksatlı haberler, gerçeği yansıtmamasının yanında “birinin çıkarları için” yapılmış haberlerdir.
SANATÇI KİME DENİR, KİME DENİLMEZ?
“Sanatçı kime denir, kime denilmez?” sorusuna uzman yanıtı vermek haddime değil elbette. Ancak “duyarlı bir vatandaş” olarak medyada sıklıkla duyduğumuz “sanatçı” kavramının yerli yerinde kullanılmadığına ilişkin düşünce ve bu konudaki tartışma, beni araştırmaya itti. Bulduğum bazı yanıtları sizlerle paylaşmak istedim.
BİR İNTİHARIN BİLÂNÇOSU…
Bir genel yayın yönetmeni için en acı tecrübeler nelerdir? Yaşanmış olanlardan yalnızca birini aktarmak istiyorum. Birinci sayfaya kocaman attığın intihar haberinin fotoğrafına baka baka bir gencin aynı yöntemle hayatına veda etmesi…
AÇIKLAMA HABERLERİNİN ANATOMİSİ
Haber yazma uygulamalarına ilk başladığım sıralarda hocalarımdan bir haberin nasıl yazılacağına ilişkin benim ihtiyacım olan soruların yanıtlarını tam olarak alamadığımı gördüm. Hangi cümlelerin daha uygun olacağı ve hangi haber yüklemlerinin nerede ve nasıl kullanılacağı sorularını aşmakta zorlandım. Bunun için bulduğum en etkili yol, gazete ve dergilerle yayımlanmış haberlerin “anatomisini çıkarmak” oldu.
HANGİ HABER AKTARMA YÜKLEMİ, NEREDE KULLANILIR?
Haber yazma uygulamalarına yeni başlayanların karşılaştıkları en büyük güçlüklerden birisi, hangi haber aktarma yüklemini nerede kullanacakları sorusudur. Önce “açıkladı” mı yazmalıyım, yoksa “dedi” mi? “Söyledi” yükleminden sonra hangi yüklemi kullanmalıyım? “Diye konuştu” mu daha doğru, yoksa “diye kaydetti” mi? Hangi yüklemler, hangi yüklemlerden önce ve hangileri sonra gelmeli?
BU HABER NE HABERİ?
Bir haberi yazmaya başlamadan önce bir muhabirin kendi kendine sorması gereken ilk soru, yazacağı haberin ne haberi olduğu sorusudur. Bu sorunun yanıtı haber yazımının altın kurallarından sayılan 5N1K formülündeki sorulardan birine karşılık gelir. Bir haber, haberdeki en önemli öğeyi tanımlayan “ne”, “kim”, “nerede”, “ne zaman”, “nasıl” ve “neden” sorularından birinin haberidir. Habercilik mesleğine yeni başlayanların haber yazımında yaşadıkları en büyük sorunlardan birisi bu soruya net bir biçimde yanıt verememektir.
RUTİN BİR TOPLANTI HABERİ NASIL ÖZEL HALE GETİRİLİR?
Örneğin
önceden davetiyesi gelmiş, nerede ve ne zaman kimlerin konuşacağı belli,
herkesin katılımına açık, diğer gazetecilerin de bulunduğu bir toplantının “yapıldı,
bitti, şunlar oldu, bunlar konuşuldu, vs.” içerikli bir haber “rutin” yani “özel
olmayan, sıradan” bir haberdir.
MEDYA VE HABERCİLİK KİTABI
Bir gazetedeki ilk köşe yazım henüz bir “iletişim” öğrencisiyken yayımlanmıştı. O günden beri de yazmayı sürdürdüm… Yıllar içinde bir akademisyen olarak farklı üniversitelerde medya ve habercilik üzerine dersler verdim. Çeşitli kurumlar tarafından organize edilen medya ve habercilik konulu eğitim toplantılarına katıldım.
TOPLANTI HABERİ NASIL YAZILMAZ?
Yaygın gazeteler eskisi kadar toplantı haberlerine rağbet etmeseler de haberciliğin temel kaynaklarından birini konferans, seminer, sempozyum, panel ve kongre gibi toplantılar oluşturur. Habercilik mesleğine yeni başlayanlar için toplantı haberleri, bir bakıma, “alıştırma” niteliği taşır. Ancak bu “alıştırmalar”, kimi zaman medya içeriklerine de yansır. Bu yazıda toplantı haberlerinde nelere dikkat edilmesi ve nelerin yapılmaması gerektiği konularının üzerinde durmak istiyorum.
DAHA ANLAŞILIR VE DAHA KOLAY OKUNUR YAZI NASIL YAZILIR?
Bir haberi ya da köşe yazısını daha anlaşılır ve daha kolay okunur yapan şey nedir? Bunun için bir formül geliştirilebilir mi? Bu sorular uzun süredir gazetecilerin de merakla takip ettiği konular arasındadır. Kimi yabancı dillerde geliştirilmiş bazı okunabilirlik ve anlaşılabilirlik formüllerinden söz etmek mümkünse de Türk dilinde henüz bu konuda ünlü olmuş bir çalışma bulunmamaktadır. Ancak işin sırrı daha az harf içeren kelimeler ve daha az kelime içeren cümlelerden geçmektedir.
DAHA İYİ HABER NASIL YAZILIR?
Gazete, okura çekilen “ödemeli” telgraf gibidir. Bir anlamda okurun her gün gazete bayiine giderek parası karşılığında aldığı telgraftır gazete. Böyle düşününce, gazete içeriklerine yönelik pek çok sorunun yanıtını vermek daha da kolaylaşıyor. 12. Yerel Medya Eğitim Semineri’nde de “haber yazma teknikleri ve uygulamaları” konulu sunumda özellikle bu konunun altını çizmeye çalıştım.
TÜRK GENCİNİN BİLİM VE TEKNOLOJİ HABERLERİNE BAKIŞI
İnsanlarımız bilim ve teknoloji konularına nasıl yaklaşıyor? Bilim adamı denilince aklına ne geliyor? Bilim denilince ne düşünüyor? TÜBİTAK geçtiğimiz günlerde bu soruların yanıtını veren bir araştırmasını bizlerle paylaştı. Sonuçlar yorumlandığında ise bilim ve teknoloji haberciliğinin önemi ortaya çıktı. Bu yazıyla medya yöneticilerinin ve iletişim bilimcilerin dikkatini ülkemiz için yeni bir alan sayılabilecek nitelikteki bilim ve teknoloji haberciliğine çekmek istiyorum.
İYİ HABER VAR MIDIR, VARSA NASIL YAZILIR?
Aslında duyduğumda çok etkilendiğim bir sözle başlamam gerekiyor konuya. Hatırladığım kadarıyla Sheakespere diyor ki, “Hiçbir şey iyi ya da kötü değildir. Biz düşüncelerimizle onları iyi ya da kötü yaparız”. Peki, iyi haber var mıdır? Varsa nasıl yazılır? Bu yazıda, habercilik mesleğine ya da haber yazmaya yeni başlayanlar için “iyi haber” konusuna değinmek istiyorum.
HABER NASIL BULUNUR?
Haber Toplama ve Yazma dersini alan öğrencilerin temel sorunlarından birisi “haber yapacak bir şeyler bulmak” şeklinde özetlenebilir. Genç muhabirlerin bir çoğu bu sorunun yanıtının kantinde çay içerken ya da arkadaşlarıyla sohbet ederken içlerine doğuvereceğine inanır ya da bir şekilde birisinin ya da çoğunlukla dersini aldıkları öğretim elemanının kendilerine bir konu önermesini bekler. Dönem sonu gelir, öğrenciler hala üzerinde araştırma yapıp haber yapacakları konuyu belirleyememenin telaşı içindedir. Oysa haber, hayatın kendisidir ve hayat her yerdedir.
HABER YAZMA SÜRECİNİN DÖRT AŞAMASI
Bu yazıda haberci ve haberci adaylarına çok yararlı olacağına inandığım, haber yazma sürecinin dört aşamasından söz edeceğim. Bu aşamalar düşünme ve odak noktası bulma, bilgi toplama, haber yazma, denetim ve doğrulama şeklinde başlıklandırılabilir.
HABERCİLER İÇİN YENİ BİR SINAV SORUSU…
Uzun süredir düzenli olarak yazamıyorum. Bunun bir çok nedeni var. En başta gelen nedeni de yeni üstlenmiş olduğum görevler.Yazı yazabilmek için bu aralar pek vakit bulamıyorum. Yine de az ve öz de olsa yazmayı sürdürmeye çalışıyorum. Bu yazıda da sizlere keyifli bir “alıştırma” yaptıracağım.
TÜRKÇE MESELESİ...
Son zamanlarda “Türkçe meselesine” kafayı takmış durumdayım.
Dil, anlatım ve noktalama yanlışlarına artık dayanamıyorum.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)